Modern Dünya Beyniniz İçin Kötü mü? (Bölüm2)

2 Çoklu görev yapmanın metabolik bedelleri de vardır. Beynin bir aktiviteden diğer aktiviteye kaymasını istemek prefrontal korteksin ve stratiyumun görev üzerinde kalması için gereken yakıt olan oksijenli glikozu yakmasına neden olur. Çoklu görevler ile yaptığımız hızlı ve sürekli kayma yüzünden beyin çok hızlı bir şekilde yakıtı yakar ve bu yüzden çok kısa bir süre sonra bile bitkin ve kafası karışmış hissederiz çünkü tam olarak beynimizdeki besleyici öğeleri tüketmiş oluruz. Bu durum hem bilişsel hem de fiziksel performansta ödün vermeye yol açar. Başka şeylerin yanı sıra, tekrarlanan görev değişimleri kaygıya neden olur ve bu da beyindeki stres hormonlarının seviyesini arttırır. Bunun sonucu da saldırgan ve fevri davranışlara neden olabilir. Buna karşın görev üzerinde kalmak ön singülat ve stratiyum tarafından kontrol edilir ve bir kere merkezi yürütme moduna geçildiğinde bu durumda kalmak çoklu görevlerden daha az enerji kullanır ve aslında beynin glikoz ihtiyacını azaltır.

Daha da kötüsü ise, çok fazla çoklu görev karar verme süreci gerektirir: Bu metin mesajını cevaplamalı mıyım yoksa göz ardı mı etmeliyim? Buna nasıl yanıt vermeliyim? Bu elektronik postayı nasıl dosyalarım? Şu an üzerinde çalıştığım şeye devam mı etmeliyim yoksa ara mı vermeliyim? Karar verme süreci nöral kaynaklar üzerine yük olur ve ufak bir karar bile büyük kararlar kadar enerji gerektirir. Bu süreçte ilk kaybettiğimiz şeylerden biri dürtü kontrolüdür. Bu durum hızlıca tükenmişlik durumuna neden olur ve önemsiz birçok karar aldıktan sonra çok önemli bir şey hakkında gerçekten kötü kararlar alabiliriz.

Her gün zihin uyuşturucu miktarda elektronik postaların gelmesi bilgi bombardımanına neden oluyor. Çalışanlar aldıkları elektronik posta miktarının çok yoğun ve bunaltıcı olduğunu ve gün içinde çok vakit aldığını söylemektedirler. Aldığımız elektronik postaları yanıtlamak zorunda hissediyoruz ama böyle yapmak ve başka bir şeyi halletmek imkânsız görünüyor.

Elektronik postalardan önce birine bir şey yazmak istediğinizde biraz çaba harcamak zorundaydınız. Kâğıt ve kalem ile oturup veya daktilo ile dikkatli şekilde bir mesaj oluştururdunuz. Not veya birine mektup yazma eylemi, yazmak için ayrılan zaman, zarf bulmak, pul eklemek ve mektubu posta kutusuna götürmek gibi birçok aşama gerektirirdi ve çok önemli söyleyecek bir şeyiniz yoksa zahmet etmezdiniz. Elektronik postanın acilliğinden ötürü birçoğumuz aklımıza gelen herhangi küçük bir şeyi yazmak için çok az düşünüyoruz ve gönder butonuna basıyoruz çünkü elektronik posta maliyetli değil!

Tabiki bilgisayarınız ve internet bağlantınız için ödediğiniz para var ama bir elektronik posta daha göndermek için artan bir maliyet yoktur. Kâğıt mektupları anlamsız şekilde kullanmıyordunuz çünkü kâğıt mektuplar pahalı olmasa da zarf ve pul gerektiriyordu. Bunlar bittiğinde kırtasiyeye ve postaneye gitmeniz gerekiyordu. Elektronik postaların çok kolay gönderilmesi görgü kurallarında, başkalarından rica ettiğimiz şeylerde daha az kibar olma yolunda değişikliğe yol açmıştır. Birçok profesyonel benzer hikâyeyi anlatmaktadır: “Aldığım elektronik postaların büyük bir bölümü normalde iş kapsamı veya onlarla olan ilişkim dışında onlar için bir şey yapmamı isteyen neredeyse hiç tanımadığım insanlardan geliyor”. Elektronik posta bir şekilde insanların asla telefonda, bizzat veya normal posta ile isteyemeyeceği şeyleri mümkün kılıyor.

Alıcı tarafında normal posta ile elektronik posta arasında önemli farklılıklar da vardır. Eski günlerde, posta günde 1 kez gelirdi ve günün bir kısmı etkili şekilde posta kutusundan postayı alma ve sınıflandırma için ayrılırdı.  Hepsinden önemlisi postanın ulaşması birkaç gün aldığı için, hemen posta üzerinde harekete geçme açısından bir beklenti yoktu. Başka bir faaliyette bulunurken postalarla uğraşmaya hazır olana kadar postayı masanın üstünde veya dışarıda bir kutuda tutardınız. Şimdi elektronik postalar sürekli gelmeye devam ediyor ve gelen postaların çoğu bir çeşit eylem gerektiriyor: Bebek panda videosunu görmek için bu linke tıklayın veya spam postayı silmek  için linke tıklayın. Tüm bu aktivitelerin hepsi bize bir şeyleri hallediyoruz hissi veriyor ama sadece bazı durumlarda gerçekten bir şeyleri hallediyoruz. Öncelikli aktivitelerimizi elektronik posta ile kestiğimizde verimlilik ve derin yoğunlaşmadan ödün veriyoruz.

Yakın zamana kadar kullanılan iletişim yöntemlerinden her biri alaka, önem ve kasıt gösteriyordu. Sevdiğiniz biri sizinle bir şiir veya şarkı aracılığı ile iletişime geçtiğinde, mesaj görünür olmadan önce bile,  mesajın içeriği ve duygusal değeri hakkında birşeyler varsaymak için bir nedeniniz vardı. Aynı sevilen kişi celp vasıtasıyla iletişime geçtiğinde, dokümanı okumadan önce bile farklı bir mesaj beklerdiniz. Benzer şekilde telefon görüşmeleri, telgraf ve iş mektupları da genellikle farklı işler için kullanılırdı. Mesajın iletildiği araç mesaj ile ilgili bilgi verirdi. Bunların hepsi elektronik posta ile değişti ve bu onun göz ardı edilen dezavantajlarından biridir çünkü o her şey için kullanılıyor. Eski günlerde gelen postaları kişisel mektuplar ve faturalar şeklinde iki kümeye ayırabilirdiniz. Eğer yoğun programı olan kurumsal yönetici olsaydınız, benzer şekilde telefon mesajlarını daha sonra geri aramak için ayırırdınız. Fakat elektronik postalar hayatın tüm iletileri için kullanılıyor. Kısmen elektronik postalarımızı zorunlu olarak kontrol ediyoruz çünkü bir sonraki mesajın içeriğinin eğlence/aylaklık için mi günü geçmiş bir fatura için mi yapılması gereken bir şey için mi olacağını bilmiyoruz çünkü mesaj içeriği şimdi veya sonra yapabileceğiniz bir şey, hayatınızı değiştirebilecek bir şey veya çok alakasız bir şey olabilir.

Bu belirsizlik bizim hızlı algısal sınıflandırma sistemimizi altüst eder, strese neden olur ve aşırı karar yüklenmesine yol açar çünkü her elektronik posta bir karar gerektirir! Ona cevap vermeli miyim? Eğer öyleyse, şimdi mi sonra mı? Ne kadar önemli? Eğer cevap vermezsem veya hemen şimdi cevap vermezsem bunun sosyal, ekonomik veya işle ilgili sonuçları ne olur?

3

Şimdi tabiki iletişimsel vasıta olarak elektronik postanın modası geçmek üzeredir. 30 yaşın altındaki çoğu insan elektronik postayı sadece “yaşlı insanlar” tarafından kullanılan modası geçmiş iletişim yöntemi olarak görüyor. Bunun yerine onlar mesajlaşıyorlar ve bazıları hala Facebook iletisi gönderiyor.  Onlar 30 yaş üstündeki insanların elektronik posta ile yaptıklarını mesajlarına ve Facebook iletilerine doküman, resim, video ve link ekleyerek yapıyorlar. 20 yaş altındaki birçok insan Facebook’u modası geçmiş iletişimsel vasıta olarak görüyor.

Mesajlaşma, telefon aramaları ile elde edemediğimiz gizliliği ve elektronik posta ile alamadığımız acilliği sunduğu için gençler için iletişimin birincil şekli haline gelmiştir. Hatta kriz hatları mesajlaşma vasıtasıyla riskte olan gençlerden çağrı almaya bile başlamıştır.

Ama mesajlaşmak elektronik postanın çoğu problemlerinden ve hatta daha da fazlasından mustarip olmaktadır. Mesajlaşmak karakterlerle sınırlı olduğundan düşünceli tartışmanın veya her türlü ayrıntı düzeyinin önüne geçmektedir ve bağımlılık oluşturan sorunlar mesajlaşmanın aşırı acilliği ile bileşmektedir. Elektronik postalar ise biraz zaman alır ve birinin onları açması gerekir. Metin mesajları ise telefonunuzun ekranında birden belirir ve sizden acil ilgi ister. Cevaplanmayan mesajların gönderene hakaret hissettirmesi toplumsal beklentiye ilave edilir ve bağımlılığın reçetesi şu şekilde ifade edilebilir: Bir mesaj alırsınız ve o sizin yenilik merkezlerinizi harekete geçirir. Siz cevap verirsiniz ve bir görevi tamamladığınız (o görev 15 saniye önce sizin için tamamen bilinmeyen olsa bile) için ödüllendirilmiş hissedersiniz. Bunların her biri limbik sisteminiz “Daha fazla! Daha fazla! Daha fazla ver!” şeklinde haykırırken bir miktar dopamin sağlarlar.

Ünlü bir deneyde, sinirbilimciler farelerin beynindeki limbik sistemin nükleus akumbens olarak adlandırılan küçük bir yapısına küçük bir elektrot yerleştirdiler. Bu yapı dopamin üretimini düzenler ve ayrıca kumar oynayanlar oyunda kazandıkları zaman, uyuşturucu bağımlıları kokain kullandıkları zaman veya insanlar orgazm oldukları zaman “yanan” bölgedir ve zevk merkezi olarak adlandırılır. Farelerin konuldukları kafesteki bir kol farelerin doğrudan nükleus akumbens lerine küçük bir elektrik sinyali gönderiyordu. Fareler bunu o kadar çok sevdiler ki başka hiçbir şey yapmadılar. Yeme ve uyuma konusunda herşeyi unuttular. Kafesteki kola basma şansları olduklarında fareler çok aç olsalar bile lezzetli yemekleri ve hatta seks fırsatını bile gözardı ettiler. Fareler açlıktan ve bitkinlikten ölene kadar kola tekrar ve tekrar bastılar. Bu size bir şey hatırlatıyor mu? Çin’de 30 yaşındaki bir erkek üç gün boyunca sürekli video oyunları oynadıktan sonra öldü. Kore’de başka bir adam neredeyse 50 saat boyunca sürekli video oyunları oynadıktan sonra öldü, onu ancak kalbinin durması durdurabildi.

Her Email gönderdiğimiz zaman başarı duygusu hissederiz ve bize bir şey başardığımızı söyleyen bir miktar ödül hormonu salgılanır. Her Twitter akışını ve Facebook güncellemesini kontrol ettiğimiz zaman orijinal birşeyle karşılaşırız ve garip ve kişiliksiz siber bir şekilde sosyal olarak daha bağlanmış hissederiz ve başka bir miktar ödül hormonu salgılanır ama bu zevk hissi beynin prefrontal korkteksinde plan program yapan, üst düzey düşünme merkezlerinin aksine beynin yenilik arayan kısmının limbik sistemi tetiklemesiyle oluşan zevk hissidir. Hiç kuşkunuz olmasın: email, Facebook ve Twitter hesabınızı kontrol etmek bağımlılık oluşturmaktadır.

 

[i] Levitin, D. (2015, Ocak 18). Why the modern world is bad for your brain. Erişim tarihi: Mart 29, 2015, http://www.theguardian.com/science/2015/jan/18/modern-world-bad-for-brain-daniel-j-levitin-organized-mind-information-overload

Yorumlar

Yorumlar kapalıdır.